Şifreni mi unuttun ?
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen üye değilseniz burdan kayıt olun.
Google Grupları
Turk PDR grubuna abone ol
E-posta Adresiniz:
Tehlikeli İlişkiler'de Tehlikeli Çarpıtmalar
Ekleyen: Yasemin Şengör | Okunma: 286174 | 26.11.2010
Ramize Erer, ‘Tehlikeli İlşkiler’ adlı karikatürlerinde kadın-erkek ilişkilerini sorgular. Bunu yaparken, ilişkilerinde zarar görmüş, karşı cinse güvenini yitirmiş, mutlu-mutsuz, umutlu-umutsuz olarak karşımıza çıkarttığı kahramanların yaşantılarını bir araç olarak kullanır. Ramize Erer’ in yarattığı karekterlerin konuşmalarında -kimi kez- çarpıtılmış düşüncelerle karşılaşırız.

Bizim de zaman zaman tuzağına düştüğümüz, bize fark ettirmeden duygularımızı, düşüncelerimizi, davranışlarımızı ve buna bağlı oarak da yaşantılarımızı istila eden bu düşüncelerden birisi, ‘aşırı genelleme’dir.

Ramize Erer’ in Tehlikeli İlişkiler’ indeki bir karikatürde iki kadın arasındaki konuşmada “aşırı genelleme”nin bir örneğine rastlarız. Birbirlerine erkekleri anlatan kadınlardan birisi, ressamları güvenilmez ilan eder: “Ressamlara hiç güvenilmez... Renklerle oynar gibi oynarla kadınlarla.”

Bir diğeri için gazeteciler, kadınların peşinde haber peşinde koşar gibi koşarlar. Şairlere de güven olmaz. Çünkü onlar: “Sana yazdıkları şiiri otuz kadına da okurlar.”

Belli ki Ramize Erer’ in kahramanları, erkeklerle yaşadıkları olumsuz ilişkilerinden çıkarttıkları sonuçları, herkese mal ederler. Ressamlar, gazeteciler, şairler güvenilmezdir... Aslında sorun daha basittir: onların ilişkide bulundukları ressamlar-gazeteciler-şairler, güvenilmezdi.

Aynı şekilde Tehkikeli İlişkiler’ deki bir başka karikatürde de kadın kahramanımız, Okay’ la yaşadığı ilişkiden yola çıkarak erkekleri, ‘duyarsız, bencil, kıskanç’ olarak etiketler. Üstelik bir de ‘tipik erkek’ kavramı yaratarak, erkeklerin genel olarak ‘duyarsız, bencil ve kıskanç’ olduklarını ima eder.

Bir başka karikatürde de kapıdan gözyaşları içinde giren erkek kahramanımız, Serra’ ya şunu söyler: “Mutlu aşk yokmuş, niye bana söylemedin Serra”. Kahramanımız, yaşadığı aşkta acı çekmiştir. Bu nedenle bir genelleme yapar: “mutlu aşk yoktur.”

Belki de sizin için de böyledir: “Mutlu ilişki yoktur... Aşk da mutluluk yoktur.” Peki buna neye göre karar verdiniz?

Ya da şöyle sorayım; bunu nereden biliyorsunuz?

Tehlikeli İlişkiler’ in bir diğer karikatüründe de kadın çizgi kahramanımızın kendini değersiz bulduğuna yönelik düşünceleriyle karşılaşırız: “Kendimi hiç sevmiyorum. Kendimi değersiz, işe yaramaz buluyorum. Kendimi hor görüyorum. Kendimi çirkin, kişiliksiz buluyorum. Kendime “sıfırsın sen, sıfırsın” diyorum.”

Belli ki bu kahramanımız, kendini bir hiç olarak görüyor. “Ben değersizim, işe yaramazım...” Oysa bir insanın -kocaman bir yaşamdatam anlamıyla ve her zaman “değersiz, işe yaramaz” olması mümkün müdür? Bence değildir. Fakat şu olabilir: “Bir insan, kendini bazen değersiz ve de işe yaramaz hissedebilir...” Tehlikeli olansa bu düşüncelerin tutsağı olup kişinin kendisini ‘işe yaramaz, çirkin, kişiliksiz, değersiz’ olarak etiketlemesidir.

Tehlikeli İlişkiler’ de kadın kahramanlarımız, bazen geleceği öngörürler. Bu kahramanlardan bir tanesi, kocasından ayrıldığı bir yaşamı düşler: “Yıllardır kocam bakıyor bana. Nasıl para kazanılır bilmiyorum. Ayrılırsak aç kalırım vallahi”

Kadın kahramanımız aslında şunu diyor: “Kocam olmazsa yaşayamam.”

Buna benzer daha bir çok kalıp, bizlere yabancı olmamalı: “O olmassa yaşayamam.” “Kazanamazsam mahfolurum.” “Elde edemezsem bu benim sonum olur...”

Bu peşin hükümler, ‘o olmadan’, ‘kazanılamazsa’, ‘elde edilemezse’ neler yapabileceğine karşı kişiyi körleştirir. Kişi, sevdiği insanın yokluğu ya da istenilenin elde edilememesi gibi durumlarda geleceğini öyle bir felaketleştirir ki sağlıklı düşünemez. Bu tür peşin hükümler, beraberinde korkuyu, acıyı, ruhsal bir gerilimi getirerek kişinin içsel huzurunu bozar.

Belki de doğrusu, gerçekçi gözlerle “olmazsa, yapamazsam-edemezsem, neler olur?” sorusunun yanıtını vermeye çalışmak ve şöyle düşünmektir: ‘o olmadan da yaşayabilirim.’

Tehlikeli İlişkiler’ de “Pasaklı kadın demesinler diye deli gibi temizlik yapıyorum. Kötü anne demesinler diye gezmeyi tozmayı unuttum.” Diyen kadın kahramanımız, şunu istemektedir: Bana pasaklı kadın ya da kötü anne dememeliler.

Ya da şöyle de söylenebilir: İnsanların gözünde titiz kadın ve iyi bir anne olmalıyım. İşte bir kalıp daha: -meli, malı.

Her şey istediğim gibi ol-malı. Herkes tarafından sevil-meliyim. He işte başarılı ol-malıyım.

Liste uzar da gider. Bu tür düşünceler, çok insanın yaşamını istila eder. Oysa, tam tersine, çok azı şu soruların yanıtlarını da arar: Bir insanın herkes tarafından sevilmesi mümkün müdür? Çok sayıda insan tarafından sevilebilirim belki ama ‘tüm insanlar’ tarafından sevilebilir miyim? Her zaman başarılı olmak olanaklı mı? Yaşamda her şey, her zaman istediğimiz gibi gidebilir mi?

Herkes tarafından iyi bir anne olarak görülebilir miyim? Ya da daha can alıcı bir soru: Her zaman, her an, her şeyiyle mükemmel ve iyi bir anne olabilir miyim?

Tehlikeli İlişkiler’ in kahramanları zaman zaman “beyin okurlar” Mesela bir bebek bakıcısı, bebeğin annesinin kendisine “Vitaminlerini aldın di mi Hatçecim… Şu şalımı da al sırtına, bu havalara da güven olmaz. Sırtını da yele verme üşütürsün. Siz parktayken ben de arkadaşlarla buluşacağım,” dediğinde onun beynini okuyarak, şöyle düşünür:: “Ben hastalanırsam bu çocukla bırak arkadaşları, tuvalete bile gidemiyceğini o da biliyor. Ama yine de onun gösterdiği ihtimamı kimse göstermedi bana.”

Sözlerinin, davranışlarının ya da bir bakışının ardından bile kişinin neler düşündüğünü bilebilmek. Beyin okumak… Büyük yetenek olmalı! Ama bu yeteneğe sahip bir insanın tüm yaşamını “kesin şunu düşündü…” “yok ben anlarım, içinden şunlar geçmiştir,” “kesinlikle benim yapamayacağıma inanıyor,” “öyle konuşuyor ama biliyorum bana güvenmiyor,” düşünceleriyle geçirdiğini var sayarsak, oldukça külfetli bir yetenek!

Tehlikeli İlişkiler’ e bir bakın... İnsanın yaşamını istila eden, yaşama gerçekçi gözlerle bakmasını engelleyen, davranışlarını planlayan hatta kimi zaman bireyin elini kolunu bağlayan bilişsel çarpıtmalar, size yabancı geliyor mu?


» Diğer Yazılarıma Bakmak İçin Buraya Tıklayın «


Yorum yapabilmek için üye girişi yapınız veya facebook hesabınız ile yorum yapın.



 1. Rehber Öğretmenlerin En Büyük Problemi Nedir?

Yönetmelik
% 68

Maaş
% 7

İdarecilerin Tutumu
% 8

Velilerin ve Öğrencilerin Tutumu
% 13

Diğerleri...
% 4

Toplam Tekil Hit: 2471106
Toplam Çoğul Hit: 17212091
Kimler Online ?
31 Ziyaretçi, 0 Üye
En son üyemiz pd.gulaytoprak, Hoşgeldiniz.

Copyright © Turkpdr.com | 2010 | Bu sitede yer alan içerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz ve yayınlanamaz