Şifreni mi unuttun ?
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen üye değilseniz burdan kayıt olun.
Google Grupları
Turk PDR grubuna abone ol
E-posta Adresiniz:
Çocuklarda Yalan
Yalan aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen asılsız, uydurma sözlerdir. Yalan insanların doğruyu açıklamak istemediklerinde ya da bir olayı örtbas etmek istediklerinde söylenen, söz ile bazen de jest, mimik ve yazıyla da ifade edilen bir durumdur.
Ekleyen: Serdal GÜR | Okunma: 6884 | 28.02.2011

Yalan aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen asılsız, uydurma sözlerdir. Yalan insanların doğruyu açıklamak istemediklerinde ya da bir olayı örtbas etmek istediklerinde söylenen, söz ile bazen de jest, mimik ve yazıyla da ifade edilen bir durumdur.

Yalan söylemek, insanin bir savunma mekanizması yani savunma davranışıdır. Kişi iç dünyasını tehdit eden veya tehdit etme potansiyelinde olan dış etkenlere karşın, savunmaya geçer ve tepki gösterir. Yalan söyleme davranışı da, kişinin gösterdiği tepkilerin içerisinde yer alır. Yetişkinler savunma davranışlarına çok sık başvurmazlar, ancak kendilerini çok fazla bunaltan durumlar olduğunda savunma davranışları devreye girer. Savunma davranışlarına fazla başvurulduğu zaman, kişi iç dengelerini kaybedebilir, kendi gerçekliğini ve gerçeğini yadsıyıp, görmezden gelebilir ve sonunda “davranış bozuklukları” geliştirebilir.
Çocuklar için durum biraz daha farklılık gösterir. Çocuklar iç dünyasını koruma anlamında bir yetişkin kadar donanımlı olmadığı için savunma davranışlarını daha sık ortaya koyarlar. Çocuğun yalana başvurması kendini, öz benliğini ve iç dünyasını koruma amaçlıdır. Ancak çocuğun olayları ya da durumları manipüle ederek yani değiştirerek ortaya koyduğu her anlatıma “yalan” denemez.
Yeni konuşmaya başlayan çocuklarda oldukça geniş bir hayal dünyası bulunmaktadır ve bu nedenle sürekli gerçek olmayan hikâyeler üretirler. Çocuk gerçeği iyi değerlendiremediği için gördüklerini çarpıtarak anlatır ve uydurur. İşittiklerinin etkisiyle cinler, periler ve ejderhalar gördüğünü söyler ve nasıl göründüklerini anlatır. Kimi ana-baba çocuğun olmamış şeyleri olmuş gibi anlatmasını yalan sayar. Bunları dinlemek ve olduğu gibi kabul etmek yerine çocuğu suçlar. Çocuğun gerçeğe sadık kalması konusunda ısrar etmek ve çocuğa yalan söylediğini kanıtlama girişiminde bulunmak oldukça yanlıştır. Çocukların yalan söylemeleri, doğruyu söylemeleri kadar normal gelişim gösteren bir davranıştır.
Küçük yaşta olan çocuklar hatalarını gizlemek için bunları başkalarının üstüne atmayı uygun görürler. Masada bardağı deviren çocuk bundan kardeşinin sorumlu olduğunu söyleyebilir. Bu olay onlar için küçük birer oyundur. Suçluluk duygusu onlarda henüz tam olarak gelişmemiştir. Bu nedenle hata yaptıklarını düşünmezler.
Gelişim ilerledikçe çocuk engellemelerle daha sık karşılaşır ve olmasını arzu ettiği şeylerle ilgili olarak doğru olmadığını bildiği hikâyeler uydurur (Süperman gibi uçabilirim). Bu yalanlar genellikle düşüncelerde doyum sağlamaya yöneliktir ve çocuk söylediğine inanmaktadır(Geçen yaz Süperman ile tanıştım).
Bir sonraki aşamada ise çocuklar somut bir yarar ya da çıkar sağlamak amacıyla yalan söylemeye başlarlar (babası futbol oynamasına izin vermediği için arkadaşlarıyla ders çalışmaya gittiğini söyleyip futbol oynaması).
Ailedeki tek çocuklarda, tek kız veya tek erkek çocuk olanlarda, başka kardeş isteği ya da kendi cinsinden bir kardeş isteği doğduğundan bu yönde hayaller kurmaya başlarlar. Kendi ideallerindeki kardeş ile sürekli birlikte olma isteği duyduklarından, ihtiyaç duydukları her anda bu hayali kardeşe başvururlar.
Hayaller onun yapamadıklarını yapma, söyleyemediklerini söyleme avantajı olarak sürmektedir. Alınmasını istediği bir oyuncağı alınmış gibi arkadaşlarına yansıtmak, yapmakta zorlandığı fiziksel hareketleri (zıplamak gibi) daha önce yapmış gibi davranmak onların sıklıkla başvurduğu yöntemdir.
Okul çağına kadar çocukların söyledikleri yalandan ötürü endişe edilmemelidir. Bu süreye kadar söylenen yalanları masum yalanlar olarak kabul etmek gerekir. Yalan söyleyebilmek için önce gerçeği bilmesi ve yaşadığı durumları tek gerçeklik olarak algıladığı benmerkezci düşünme dönemini aşması gerekir. Bu dönemi aştığı yedi yaş sıralarında yalana giriş başlar. Yedi yaş civarındaki çocuklar, bilerek söylenen yalan ile yapılan hatayı ayırt edebilmelerine rağmen, her iki davranışı da yalan olarak kabul ederler. Sekiz-dokuz yaşına geldiklerinde hata ve yalanı ayrı ayrı değerlendirirler. Ancak on yaşından sonra yalanın, bilerek ve planlanarak yapılan bir hata olduğunu fark ederler. Artık yalanlar masum olmaktan çıkmaya ve bilinçli olarak söylenmeye başlamıştır. Ailesinin hoşlanmayacağı şeyleri yapmasına rağmen çocuğun bunu ailesine oldukça farklı yansıtması ilk amaçtır. Bu şekilde cezalandırılmayacak ve kendi iç huzurunu bulacaktır.
Sürekli olarak yalan söylemeye başlayan çocuk bunu artık bir alışkanlık haline getirir ve artık her konuda yalanlar söylemeye başlar. Yalanlarını ona farklı geldiği içinde söylemeye başlayabilir.
Araştırmalar yalanın değişik yaşlardaki erkek çocuklarda hırsızlık ve kavga çıkarma gibi suça yol açan davranışlarla birlikte ortaya çıktığını göstermektedir. Bu urum çocukların yaşı büyüdükçe yükselmektedir. Özellikle çocuklukta söylenen kronik yalanların yetişkin yaşamda uyuşturucu, alkol alışkanlığı ve şiddete başvurmak gibi toplumsal yaşama uygun olmayan davranışlarla ilişki halinde olduğu düşünülmektedir. Yalan söyleyen her çocuğun sonuçta bunları yaşayacağı gibi bir kesinlik yoktur. Ancak çocukluktaki kronik yalanların en azından gelecekte güçlü ilişkilerin kurulmasını kötü yönde etkileyebileceği söylenebilir.
NEDENLERİ?
Bütün çocuklar yalan söyler ama yalancı doğmazlar. Sadece, yalan söylemeyi öğrendikleri bir gelişim süreci yaşarlar.
1) Çocukların yalan söylemeyi öğrendikleri ilk insanlar aileleri olabilmektedir. Aileler, yalanı kusur olarak görmelerine rağmen, bazen çocuklara yalan söylemeleri için uygun ortamlar hazırlar. Pek çok ebeveyn ileride ne gibi sonuçlara varacağını düşünmeden çocuğundan yalan söylemesini ister. “Büyükanneye bugün ben hasta olduğum için ona gidemediğimizi söyleyeceğiz, Dün evdeydik diyeceksin ya da Bunu yaptığımı babana söylemeyeceksin” gibi tembihlerle çocuğu yalana iterler ve farkında olmadan çocuğa nasıl yalan söylemesi gerektiği öğretilir.
2) Çocuklar yetişkinleri örnek alır. Yetişkinler kendi aralarında ve daha da önemlisi çocuklara yalan söylerler. Ana-babanın yalanına tanık olan çocuk, yalan söylemeyi öğrenir. “Doktora gidiyoruz” diye gezmeye giden anne-baba çocuğun yalan söylemesine zemin hazırlar. Yalan söyleme açık bir şekilde empoze edilmemesine karşın örnek olma yoluyla çocuğa telkin edilir. ya da bir yere gitmemek için “başım ağrıyor” diye bahane eden anne, çocuğa ellerini yıkayıp yıkamadığını sorduğunda çocuk, yemeğe başlamak için olumlu yanıt verecektir.
3) Pek çok davranışına karışılan ve eleştirilen çocuk, hata yapmış olmaktan ve küçük düşürülmekten korkar hale gelir. Bu durum çocuğun uygunsuz davranışını ebeveyninden veya otorite sahibi kişiden gizleyip kendini suçsuz gösterme çabasına girerek yalana başvurmasına yol açar. Annesinin çok sevdiği vazosunu kıran dört yasındaki bir çocuk, vazonun kırıldığından haberi olmadığını ye da vazoyu kedinin kırdığını söylerken, aslında yalan söylemiyordur. Çünkü burada ne bilinçli bir zarar verme, ne de bilinçli bir kandırma davranışı vardır. Burada sadece ve sadece korku duygusundan kaynaklanan, çocuğun kendisini koruma davranışı vardır. Cezalandırmaya yatkın anne babaların çocukları, yalan yoluyla istediklerini elde ettikleri ve bu yüzden de yalanı alışkanlık haline getirdikleri görülmektedir.
4) Yalan grup içinde statü kaybetme endişesi ile de söylenebilir (arkadaşlarının beğenisini) kazanmaya çalışan bir çocuğun babasının milli sporcu olduğunu söylemesi gibi). Çok büyük bir evde oturmadıkları halde, “bizim iki tane köpeğimiz var” diyen, kardeşi olmadığı halde,”benim kardeşim doğdu” diyen, okula gitmediği halde,”ben okula gidiyorum” diyen ye da “tatilde Antalya’ya gittik”,”annem beni hayvanat bahçesine götürdü” diye aslında gitmediği halde gitmiş gibi anlatan ve senaryolaştıran pek çok çocuk vardır.
5) İnsan mutsuz bir ruh hali içindeyken, mutlu olmak için her yolu dener. Mutlu olmak yaşamdaki amacımızdır. Yetişkin insanların mutsuzluklarla başa çıkma yöntemleri farklıyken, çocuklar mutsuzluklarını dışarıya mutlu yansıtmak gibi davranış sergilerler. Anne- babası sürekli kavga eden bir çocuk, öğretmenine ve arkadaşlarına anne- babasının hiç kavga etmediğini ve çok iyi geçindiklerini söyleyebilir. Çocuğun anne- babasından kaynaklanan mutsuzluğu, onu böyle bir savunma davranışına itebilir.
6) Yetişkinler kıskançlıklarını farklı boyutlarda yaşar ve yansıtırlarken, küçük çocuklar bu içgüdüleri ile başa çıkmayıp yalan söylemek olarak nitelendirilen tepkiler gösterebilirler. Yeni kardeş sahibi olmuş bir çocuk annesine “kardeşim bana vurdu”, arkadaşının giysisini kıskanan bir çocuk “benim bu etekten bir sürü var” arkadasinin oyuncağını kıskanan bir çocuk “bu oyuncaktan babam bana on tane aldı ama okula getirmiyorum” diyebilir.
7) Anne- babanın birinin ölümü sonrasında çocuk, bu travmanın oluşturduğu stresle başa çıkmak adına yalan söyleyebilir. Anne ye da babasını kaybeden çocuklar, çoğu kez onları, hayattaymış gibi çevrelerine yansıtırlar. Bazen anneanne, babaanne, dede, büyükbaba, dayı gibi çocuğun duygusal anlamda çok bağlandığı yakınlarının ölümünde de, onlar hayattaymış gibi konuşabilirler. 17 Ağustos depreminden sonra evlerini kaybeden küçük çocukların, sanki evleri hatta çok güzel evleri varmış gibi anlatmaları da travma sonrası stresle basa çıkma davranışlarını ortaya koyması bakımından önemlidir.
8) Çocuklar da, biz yetişkinler gibi öz benliklerinin okşanmasından keyif alırlar. Bunu sonucunda da özgüvenleri artar. Yetişkinler özgüvenlerini geliştirmek için farklı yollara başvururlar. Ancak çocukların yolları sınırlıdır ve bu gibi durumlarda yalan söyleme davranışını seçebilirler . Çocuk öğretmeni onu takdir etsin diye çok erken saatlerde uyuduğunu söyleyebilir. Anne- babası tarafından takdir edilmek için, sınıfta falanca yarışmasında birinci seçildiğini anlatabilir. Takdir edilmek adına söylenen yalanlar arasında çok cesur olmak, çok güçlü olmak, çok çalışkan olmak, en hızlı arabaya sahip olmak , en güçlü babaya sahip olmak, çok yemek, en güzel anneye sahip olmak, zengin olmak, çok basarili olmak gibi senaryolar gelmektedir.
9) Yalan çocuğa ilişkide bulunduğu çevre tarafından öğretilir ve pekiştirilir. Çoğu zaman toplum başkalarına zekice yalan söyleyenleri desteklerken, yalana maruz kalanları saflıkla suçlamaktadır. Bu tip davranışlar bile çocuk için özendirici olma tehlikesi taşır.
10) Anne babanın beklentisinin yüksek olduğu durumlarda, çocuk onları hayal kırıklığına uğratmama çabası ile yalan söyleyebilir. Okulda ailesi tarafından yüksek performans beklenen öğrenci, başarısının düşük olmasına rağmen ailesini üzmemek ve onların tepkisini almamak için okulda durumunun çok iyi olduğunu söyleyebilir.
11) Aileye aşırı bağımlılık sonucu anne babayı üzme ve sevgilerini kaybetme korkusuyla üzüntü ve sıkıntı veren bir gerçeğin reddedilmesi yalanı ortaya çıkartabilir. Aileye bağlılık, dayanışma, verilmiş söze saygı gibi durumlar yalan söylemeye neden olabilir(anne babasına söz verdiği halde düşük notlar alması ve bunu onlardan saklaması gibi).
12) Çocuk, yetersiz ilgi ve sevgi gösteren ana baba tutumları sonucu ihtiyaç duyduğu ilgi ve sevgiyi yalanla sağlamayı deneyebilir. Anne babanın yanlış tutumlarına karşı çocuğun geliştirdiği utangaç ve içe dönük kişilik özellikleri, hatayı itirafı önleyerek yalana yol açabilir. Çocuk öğretmeni onu takdir etsin diye çok erken saatlerde uyuduğunu söyleyebilir. Anne- babası tarafından takdir edilmek için, sınıfta falanca yarışmasında birinci seçildiğini anlatabilir.
13) Yalan konusundaki hipotezlerden biri de geçmişte yaşanan kötü tecrübelere (dayak, cinsel ya da duygusal istismar vb. gibi) yalan yoluyla çözüm geliştirmeye çalışılmasıdır. Bu durum yalan söylemenin, başka türlü özümsenemeyecek şeyleri gizlemek veya inkar etmek için çıkar yol olarak görülmesi biçimindedir.
14) Çocuk anne, baba ya da öğretmenin dikkatini çekmek için onların istek, arzu ve eğilimlerine ters düşen davranışları yapmış göstererek dikkat çekmek isterler. Okula gitmediği halde gittim ya da gittiği halde gitmedim diyebilir.
NASIL ÖNLENİR?
1) Yalan söyleyen bir çocuğun bu yalanı neden söylediğinin ve yalan söylerken neler hissettiğinin bilinmesi ve ona göre davranılması gerekir. Yalan söyleyerek yaşamındaki bir takım zayıflıkları engellemek kendisini mutlu ve güvenli hissetmesini sağlamadığımız sürece güç olacaktır. Yalanı ortadan kaldırmak için öncelikle yalana yol açan nedenlerin bilinmesi ve onların ortadan kaldırılması gerekir. Çocuğun söylediği yalandan çok, yalanı söylemesine neden olan psikolojik faktörler dikkate alınmalıdır. Bu yapılırken olaylara sadece büyüklerin değil küçüklerin gözüyle de bakılmalıdır.
2) Anne babalar çocuğa yalan söylemenin kötü bir şey olduğunu söylerlerken, kendileri yalanı bir yöntem olarak kullanmamalıdır. Eğer anne-baba başkalarına yalan söyleyecek olursa, çocuğun dürüstlüğün önemini anlaması çok güç olacaktır. Çünkü anne babalar çocuklarıyla ilişkilerinde dürüst oldukları ölçüde onlara dürüst olmayı öğretirler.
Aynı şekilde çocuk, yetişkinler tarafından kişiler arası ilişkilerde yalan söyleme aracı olarak kullanmamalıdır. Örneğin istenmeyen bir misafir, beklenmeyen bir telefon geldiğinde “annem ya da babam yok” şeklinde çocuğa yalan söylettirilmesi gibi.
3) Küçük çocukların kendi dünyalarında kurguladıkları değişimleri yalan olarak kabul etmek hatalı olduğu kadar, çocuğa bu nedenle kızmak, yalan söylediğini yüzüne vurmak da, çocuğun kişilik gelişimi açısından büyük olumsuzluklar yaratır. Anne-babalar, çocuklarının bu tepkilerine karsın; “sanırım yanlış hatırlıyorsun bir kez daha düşünsen” ye da “gel bunu bir kez daha düşünelim, hatırlamıyor olabilirsin” seklinde yaklaşabilirler.
4) Çocuğun yalanları karşısında aşırı tepki gösterilmemeli, hoşgörülü olunmalı ve cezadan kesinlikle kaçınılmalıdır. Çünkü çocuk, cezadan korktuğu için bu yola başvurmuş olabilir. Ailenin aşırı tepkisi karşısında, çocuk, ailesinin öfkesinden korunmak için yalan söylemeye devam edebilir.
5) Çocuğun anlayabileceği şekilde sürekli yalan söylemenin yetişkinlikte ona ciddi boyutlarda zarar verebileceğini ve doğruluğuna inanılmayan insanların yalnız kalmak zorunda kalabileceğini açıklamak gerekir.
6) Çocuğun eğitiminde onu yalana itecek fiziksel ve sözel şiddet kullanılmamalıdır. Fazla baskıdan kaçınmalı ve kurallarla çocuğun yaşamını fazla sınırlandırılmamalıdır. Çocuğun tutum ve davranışlarına karşı, eleştirel ve yargılayıcı olmaktan kaçınılmalı; yaramazlık ve hatalarının bir kısmı görmezlikten gelinmelidir.
7) Çocuklardan başaramayacakları şeyler beklememelidir. Çocuk kapasitesi dışında zorlanıp, başaramadığı şeyler için suçlanmamalıdır. Çünkü bazen yerine getiremeyeceği talepler karşısında kendisini baskı altında hissettiği için yalan söyleyebilir. Bunun için tüm beklentiler onun yapabilecekleri hesaba katılarak oluşturulmalıdır.
8) Çocukları yetiştirirken “korkuyu” bir eğitim ve disiplin aracı olarak görmekten ve kullanmaktan en kısa zamanda vazgeçmelidir. Çocuklar korktukları zaman sık yalana başvururlar. Korkuyu çocuk yetiştirmede bir araç olarak kullanan ailelerin çocuklarında yalan söyleme davranışına, diğer çocuklara oranla daha sık rastlanmaktadır. Bu nedenle çocuk eğitiminde korkutmaya yer verilmemelidir.
9) Çocuğu takdir etme konusunda cimri davranılmamalıdır. Çünkü çocuk çoğu kez onaylanma ihtiyacı nedeniyle yalan söylüyor olabilir. Cesareti olmadığı ya da salt kendisi olmaya tahammül edemediği ve kendisini daha iyi gösterme çabasından ötürü yalan söyleyen çocuğa, yalanlarla süslemeden salt kendisi olduğu için sevildiği hissettirilmelidir.
10) Çocuğa sürekli yapmaması gereken davranışları hatırlatmak yerine, ondan beklenen davranışları konuşmak çocuk eğitiminde daha doğru bir yaklaşımdır. Eğer bir çocuk yalan söyler ve anne baba çocuk doğruyu söylüyormuş gibi davranırsa, çocuk ve çocuğun düşünceleri yeterince tanınmıyor sonucuna ulaşılabilir. Çocuğunuzun yalan söylediğini fark ettiğinizde bunu anladığınızı belirtin.
11) Gerçeği söyleme konusunda çocuk, anne ve baba tarafından cesaretlendirilmeli ve anne baba dürüst davrandığında memnuniyetini çocukla paylaşmalıdır. Çocuk hatalı bir davranış yaptığında bunu açıkça söyleyip yalana başvurmuyorsa, hem dürüstlüğü pekiştirilmeli hem de davranışının sorumluluğunu alması sağlanmalıdır. "Doğru söylersen ceza vermeyeceğim" dedikten sonra, çocuk doğruyu söyleyince “biliyordum” diyerek tepki vermek ya da dayak atmak, çocukta yalanı pekiştirir. Çünkü çocuk doğruyu söyleyince olumsuzlukla karşılaşmaktadır.
12) Yalan söylediği için çocuğu suçlamamak gerekir. "Yalancı" etiketi yapıştırılmış olan bir çocuk, bu etiketin gereklerini yerine getirecektir, çünkü yaptığı işin kendini yansıttığına inanır. Söz konusu davranışı onaylanmasa bile, çocuğun kişiliğini bu davranıştan ayrı tutmak gerekir.
13) Çocuğunuzun yalan söylemesini istemiyorsanız onu yalan söylediği için suçlamak yerine ona söyledikleri sözlerin güvenilirliğinden emin olamadığınızı söylemeniz daha doğru olur emin olmak için kontrol edin. Çocuğa "ödevin bitti mi?" diye sormak yerine "ödevini görmek istiyorum" deyin. Bu davranış hem kontrol edileceği için ödevini düzgün yapmasını sağlar hem de sonucundan çekindiği için yalan söylemez.
14) Çocuk yalan söylediğinde bunu ona kanıtlama girişiminde bulunup, gerçeğe bağlı kalması konusunda ısrar etmek olumsuz sonuçlar doğurabilir. Çocuğun yalanla yüzleşmesi sağlanmalı, ama söylediği yalanı kabul etmesi için baskı yapılmamalıdır. Burada bir güç gösterisi değil, yardım söz konusu olmalıdır. Yalanı hoş olarak algılamak ya da çocuğu cezalandırmak yerine çocuğun gerçeği görmesine çalışılmalıdır.
15) Travma sonrası stresle basa çıkmak için söylenen yalanlarda, çocuk yalan söylediği için değil de, travmanın neden olduğu stresle basa çıkamadığı için ve yaşanan travmanın çocuğun iç dünyasında yarattığı zedelenmeler için kesinlikle psikolojik yardım almalıdır.
16) Anne babaların çocuklarının yalanlarına tepki verme yöntemleri bu davranışı ortadan kaldırabilir, güçlendirebilir ya da hayat boyu devam eden bir alışkanlık haline dönüştürebilir. Çocukların uydurduğu gerçek dışı hikâyeler ve masallardan ürken, onların böyle hayaller kurmasını engelleyen anne babalar, çocuklarının yalan söylemesini istemeseler de güçlendirebilirler. Küçük çocuğun “sözde” yalanları ahlaki bir hata gibi görülmemelidir.
KAYNAKÇA
1) YÖRÜKOĞLU, Atalay. Çocuk Ruh Sağlığı. Özgür Yayın Dağıtım, İSTANBUL, 1991
2) KUZUCU, Yaşar. ÖZDEMİR, Elif. Küçükler İçin Büyüklere. Mamak Rehberlik ve Araştırma Merkezi, ANKARA, 2003
3) http://www.orduram.gov.tr

« Önceki MakaleSonraki Makale »

Yorum yapabilmek için üye girişi yapınız veya facebook hesabınız ile yorum yapın.



 1. Rehber Öğretmenlerin En Büyük Problemi Nedir?

Yönetmelik
% 67

Maaş
% 8

İdarecilerin Tutumu
% 8

Velilerin ve Öğrencilerin Tutumu
% 13

Diğerleri...
% 4

Toplam Tekil Hit: 2596690
Toplam Çoğul Hit: 18024700
Kimler Online ?
30 Ziyaretçi, 0 Üye
En son üyemiz pd.gulaytoprak, Hoşgeldiniz.

Copyright © Turkpdr.com | 2010 | Bu sitede yer alan içerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz ve yayınlanamaz