Hintli bir yaşlı usta, çırağının herşeyden sürekli şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.
Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.
\"Tadı nasıl?\" diye soran yaşlı adama öfkeyle \"Acı\" diye yanıt verdi.
Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi.
Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:
\"Tadı nasıl?\" \"Ferahlatıcı\" diye yanıt verdi genç çırak. \"Tuzun tadını aldın mı?\" diye soran yaşlı adamı, \"Hayır\" diye yanıtladı çırağı.
Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:
\"Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın olduğunda yapman gereken tek şey, acı veren şeyle ilgili duygularını genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.\"
Ergenlik dönemi insan yaşamını temelini oluşturur. Bu dönemde bireyin sağlığı, eğitimi, beslenmesi vs. kadar aile ortamının ona sağladığı sevgi ve şefkatte son derce önemlidir. Ancak tüm bunlar kadar önemli olan bir başka nokta da, insanın gelişiminin tüm yönlerini destekleyebilecek bir sosyal ve fiziksel ortamdır. Bu dönemdeki yaşantıları onu gelecekteki hayata bakış açısını da önemli ölçüde etkileyecektir. Bu nedenle istenen bir çocuk olduğunu ona hissettirmek, yaşamın ilk yıllarından itibaren saygı-sevgi-şefkatle büyütülmek, tutarlı ve kararlı yetişkin davranışları ve zengin uyarıcılar kişinin sağlıklı bir şekilde gelişmesinin olmazsa olmaz koşullarıdır. Bu dönemde bireyin eğitiminde aile önde gelen kurum olmakla birlikte, sosyal çevre, kitle iletişim araçları da ailenin eğitim çabalarına değişik katkılarda bulunabilir. Gelişen teknolojiyle birlikte medyanın birey üzerinde yapabileceği etkileri düşündüğümüzde, kitle iletişim araçlarından gelen etkileri daha da ön plana çıkartmaktadır.- Ama maalesef bugün iletişim araçları bunun tam tersi yani olumsuz bir misyon yüklenmektedir- aile, hem çocuğun her yönüyle gelişimi ve eğitimindeki doğru yerini ve rolünü bilmek, hem de dıştan gelen zararlı olabilecek etkileri ortadan kaldıracak önlemleri almak zorundadır. Bu da ancak ergenlik dönemindeki bireyin bulunduğu yaş grubunun özelliklerini, bireysel gelişim özelliklerini, ihtiyaçlarını ve bu dönemdeki eğitimin amaç ve ilkelerini bilmekle gerçekleşebilir. Sağlıklı, mutlu, üretken insanlar yetiştirebilmek için bu dönemi tanımak ve en iyi değerlendirecek şekilde gerekenleri yapmak zorundayız. Son olarak; bireyin dış etkenlere en fazla açık olduğu ve korunmaya ihtiyaç duyduğu bu dönemde, öğretmenler, aile ve okul işbirliği en iyi şekilde değerlendirilmesi, sağlıklı bireylerin yetiştirilmesi açısından son derece önemlidir.