Şifreni mi unuttun ?
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen üye değilseniz burdan kayıt olun.
Google Grupları
Turk PDR grubuna abone ol
E-posta Adresiniz:
Türk PDR Derneği MEB bakanı Nabi AVCI ile görüştü
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği tarafından yapılan açıklama şöyle;
Ekleyen: Uzm. Klinik Psk. Serdal GÜR | Okunma: 5427 | 02.08.2013
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği tarafından yapılan açıklama şöyle;
 
Milli Eğitim Bakanıyla Görüşmeye İlişkin Bilgilendirme

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği olarak randevu talebimize yanıt verilmesi sonucu bu gün (1 Ağustos 2013) saat 18:30’da Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi AVCI ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmeye Bakanlık adına Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emin KARİP, Özel Eğitim ve Rehberlik Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa BAL...OĞLU ve Bakan danışmanları; Derneğimiz adına Başkan Prof. Dr. Tuncay ERGENE, Başkan Yardımcısı Hüseyin ŞEN, Basın Yayın Sekreteri Yrd. Doç. Dr. İlhan YALÇIN, Örgütlenme Sekreteri Dr. Gökhan ATİK ve Mali Sekreter Nafi AYKÖSE; Derneğimiz üyelerinden Prof. Dr. Feride BACANLI, Prof. Dr. Galip YÜKSEL, Prof. Dr. Mehmet GÜVEN ve eski üyemiz Prof. Dr. Hasan BACANLI katılmışlardır.

Dernek Başkanımız tarafından öncelikle Bakan, 8-11 Eylül 2013 tarihleri arasında İstanbul Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek olan XII. Ulusal PDR Kongresi ve Dünya Psikolojik Danışma Kongresine davet edilmişlerdir. Devamında hazırlanan yönetici özeti (açıklamanın altında yer verilmiştir) kapsamında ağırlıklı olarak alan dışı atamaların yanlışlığı, kısa süreli kurslarla yeterlilik kazandırılamayacağı, meslek yasası ve unvanının yasalaştırılması ve bu konuda daha önce Eskişehir’de de görüşme gerçekleştirildiği, norm kadronun ilkokul ve ortaokullarda da liselerle aynı olması dile getirilmiş; SBS Raporu ile RAM Çalıştay Raporu takdim edilmiştir.

Prof. Dr. Hasan BACANLI’da alan dışı atamaların yanlışlığına ve yapılmamasına vurgu yapmış, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa BALOĞLU’da aynı şekilde yanlışlığı dile getirerek, biz 8. sömestre sonunda bir dersten dahi kalan öğrenciyi mezun etmezken, Bakanlık olarak kısa süreli kurslarla yeterlilik kazandırılmasının mümkün olamayacağını dile getirmiştir.

Bakan özellikle Eskişehir görüşmesini hatırladığını Komisyon Başkanı olarak yapılan görüşme sonrası değişen durumla birlikte iletişimin koptuğunu, ancak bizim meslekle ilgili olarak belirsizliğin giderilmesine ihitiyaç olduğu bu konuda bir düzenleme yapmaları gerektiği, öğretmenlerle yapılan toplantılarda bunun bir sıkıntı olarak karşılarına geldiğini, öğretmenlerin “rehber öğretmen de öğretmen, matematik öğretmeni de öğretmen, rehber öğretmen derse girmiyor, ek ders ücreti alıyor” şeklinde dile getirdiğini… Öğretmen statüsünden çıkarmak gerektiğini dile getirmiştir ve kongreye katılmak istediğini belirtmiştir.

Alan dışı atamalarla ilgili olarak ise her hangi bir açıklamada bulunmamıştır.

Görüşmeye ilişkin kamuoyuna ve meslektaşlarımıza saygı ile duyurulur.

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği
Yönetim Kurulu


Milli Eğitim Bakanı Sayın Prof. Dr. Nabi AVCI’Ya
1 Ağustos 2013 tarihinde
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Yönetim Kurulu’nu
kabulünde takdim edilmiştir.

YÖNETİCİ ÖZETİ

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği, Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanındaki meslek üyeleri arasında birlik, beraberlik, mesleki dayanışma içerisinde alanın ülkemizde gelişimini sağlamak, alanda çalışan meslek elemanlarının sosyal, bilimsel, mesleki, kültürel yönden gelişimlerine yardım etmek, meslek üyelerinin haklarını korumak ve savunmak, alan birikiminin toplum yararına kullanılması için tüm özel veya resmi kurumlarla işbirliği içinde çalışmalar yapmak amacıyla 1989 yılında kurulmuş olup lisans mezunundan profesöre kadar farklılaşan yaklaşık 3200 üyesi ve 16 şubesi olan, her mesleğin değerliliği ilkesiyle hareket eden ve herkesin yetiştirildiği alanda istihdamını savunan mesleki bir dernek olarak; aşağıda özeti yer alan ve gerekli gördüğünüz durumda detaylandırılabilecek görüş ve önerilerimizi saygılarımızla arz ederiz.

1) Psikolojik danışma ve rehberlik, danışanların (eğitim ortamlarında, öğrencilerin) kişisel, sosyal, eğitimsel ve mesleki alanlarda gelişmelerini, bu alanlarda karşılaştıkları sorunlarla başa çıkabilmelerini ve yaşamlarını daha fazla doyum alarak sürdürmelerini amaçlayan profesyonel bir yardım hizmetidir. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Lisans Programı, bu hizmetlerin yürütülebilmesi için gerekli bilgi, beceri ve tutumları belli bir sistematik içinde psikolojik danışman adaylarına kazandırmayı hedefleyen bir lisans programıdır. Nitekim bu lisans programı içerisinde meslek elemanlarına kazandırılan yeterlik alanları şöyle sıralanabilir:

İnsan gelişimi/psikolojik temeller; sosyal ve kültürel temeller
Eğitimsel temeller
Yardım becerileri
Grupla çalışma becerileri
Mesleki gelişim
Bireyi tanıma ve değerlendirme
İstatistik, araştırma ve program değerlendirme
Profesyonel yönelim
Bu yeterlik alanlarına göre yapılanan Psikolojik Danışma ve Rehberlik Lisans Programının iki temel amacı vardır: 1) Psikolojik danışman adaylarına “genel” bir psikolojik danışma ve rehberlik formasyonu kazandırmak ve 2) psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerini, başta eğitim kurum ve kuruluşları olmak üzere çeşitli (sağlık, adalet, savunma/emniyet, istihdam, sosyal hizmetler ve endüstri) kurum ve kuruluşlarda veya serbest (özel) çalışarak etkili bir şekilde sunabilecek meslek elemanları yetiştirmek.

Yukarıda ana çerçevesi çizilen psikolojik danışman eğitimi sürecinden geçmemiş olan kişilerin eğitim kurum ve kuruluşlarında psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerini yürütülebilmeleri son derece güçtür. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Lisans Programı kapsamındaki bilgi, beceri ve tutumlar, “kısa ya da uzun süreli” birtakım hizmet-içi eğitim programları, sertifika programları ile kesinlikle kazandırılamaz. Dolayısıyla, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Lisans Programından mezun olmayan kişilerin, okullarda ve diğer tüm eğitim kurum ve kuruluşlarında (örneğin, özel dershanelerde) psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerini yürütemeyecekleri açıktır. Bu nedenle bundan böyle, okullarda ve diğer tüm eğitim kurum ve kuruluşlarında bu hizmetleri yürütecek kişilerde mutlaka üniversitelerin Psikolojik Danışma ve Rehberlik Lisans Programından mezun olması şartı aranmalıdır. Esasen ülkemizde 63 Üniversitede 89 lisans programında yeterli psikolojik danışman kaynağı vardır ve bu programlardan nitelikli psikolojik danışman yetişmektedir. Bu nedenle MEB’de bulunan Rehber Öğretmen kadrolarına Psikolojik Danışma ve Rehberlik programlarından mezun olanların atanmasının ve alan dışı atamaların önlenmesinin isabetli olacağı düşünülmektedir. Bakanlığın refleksine dönüşen bu atamalar çalışma barışını ortadan kaldırarak, sunulan hizmetin niteliğini de düşürmektedir.

Sayın Bakanımız, bu uygulamaların bilimsel ve hukuksal açıdan doğru olmadığını yıllardır tüm ortamlarda dile getirmekteyiz. Sizden önceki Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ömer DİNÇER, önceki Müsteşarımız Sayın Dr. M. Emin ZARARSIZ ve halen görevde olan Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Sayın Prof. Dr. Emin KARİP ile görüşmelerimizde “bu uygulamaların yanlış olduğu ve biz görevde olduğumuz sürece bir daha alan dışı atama olmayacak” yanıtı alınmıştır. Her ne kadar sadece TTK Başkanı görevini yürütüyor olsa da gerek selefiniz gerekse önceki müsteşar ve görüşmelere tanıklık edenler hayattadır. Çok yakın zamanda bu görüşmeler gerçekleşmiş olmasına rağmen, PDR hizmetlerini yürütmek üzere, farklı alan mezunlarının özel öğretim kurumlarındaki rehber öğretmen kadrosuna atanmasına yönelik bir süreç söz konusudur. Bu durum, iktidarlar değişse de değişmeyen, biz psikolojik danışmanlar için adeta “Kırmızı Çizgimiz” özelliğini taşıyan bir algıya ve uygulamaya dönüşmüştür.

Konuyla ilgili olarak önce Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürüyle sonrasında da sizin talimatınızla iki kez Müsteşar Yardımcınızla görüşülmüş ve sonuç alınamamıştır. Gerek derneğimiz gerekse meslek elemanları çeşitli platformlarda sorunun çözümüne yönelik girişimlerde bulunmuş ve bulunmaya da devam etmektedirler.

31 Temmuz 2013 tarihinde “PDR’de Alan Dışı Atamalar: Şimdi ve Yarına Dair Forumu” gerçekleştirilmiştir. Forum’da Alan Dışı Atamalar (ADA)’da Bürokrasiye Karşı Geliştirilecek Yöntemler, ADA’da Politikacılara Karşı Geliştirilecek Yöntemler, ADA’da Medyaya Karşı Geliştirilecek Yöntemler, ADA’da Akademisyenlere Düşen Görevler, ADA’da Psikolojik Danışmanlara Düşen Görevler, ADA’da PDR Anabilim Dalı Başkanlıklarına Düşen Görevler, ADA’da PDR Öğrencilerine Düşen Görevler, ADA’da Meslek Örgütüne Düşen Görevler, ADA’da Hukuksal/Yargı Boyutunda Yapılacak Çalışmalar ve ADA’da Gösterilebilecek Demokratik Tepkiler konu başlıkları tartışılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar sonuç bildirgesi olarak gerek Bakanlığımızla gerekse kamuoyu ile en kısa zamanda paylaşılacaktır.

Konuyla ilişkili olarak kamuoyu açısından sıcak bir gelişme de yaşanmaktadır. Norm kadro fazlası Sınıf Öğretmenleri’nin Zihin Engelliler Sınıf Öğretmeni kadrosuna geçirilmeleriyle ilgili Bakanlık uygulamasının, Danıştay İkinci Dairesi tarafından yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir. Bu emsal karar, meslek elemanları ve Dernek olarak bizleri çok yakından ilgilendirmektedir. 2010-13 yılları arasında konuya ilişkin Derneğimiz tarafından açılan ve halen yargı süreci devam eden 6 davamızla ilgili emsal başvurusunda bulunulmuştur.

Bakanlığa yapmış olduğumuz başvuruya verilen B.08.0.SGB.0.05.00.00/6485 sayı ve 27.09.2011 tarihli cevapta, rehber öğretmen kadrosunda görev yapanların %25’i farklı alanlarda eğitim alan mezunlardan oluşmaktadır. Bu durum mesleğin sürdürülebilir niteliğini tehdit eden bir durumdur.

TÜRK PDR-DER olarak önerimiz, bugüne kadar rehber öğretmen kadrosuna farklı alanlardan atanmış olan kişilerin, varsa kendi kadrolarına, yoksa da sistem içinde yeni kadroların (program geliştirme uzmanı, ölçme değerlendirme uzmanı gibi) oluşturulması ve bu kişilerin kendi alanlarına ilişkin kadrolara geçişlerine olanak tanınmasıdır.

2) Ortaöğretim kurumlarına geçiş sistemi içinde yapılan Seviye Belirleme Sınavı (SBS), öğrencilerin ve ailelerinin olumsuz psikolojik tepkiler geliştirmelerine, kaygı düzeylerinin artmasına ve bunun süreklilik kazanmasına yol açtığı ve ayrıca, öğrencilerin psikolojik gelişimlerini olumsuz yönde etkilediği gözlenmektedir. Okul türü artırıldıkça temel ve zorunlu eğitim sürecinde öğrencilerin okuldan kopmaları ve dershaneler gibi okul dışı kurumlara yönelmeleri söz konusu olmaktadır. Eğitim sistemi içerisinde adeta dershanelerin okulların yerine geçmiş olduğu izlenimi üzüntü yaratmaktadır. Bakanlığın bu konudaki çalışmaları umut vericidir. Temel eğitim düzeyinde başarı temelli bir anlayıştan çok öğrencilerin tüm yönleriyle gelişmelerine olanak tanıyan ve değerler eğitimini de içeren bir anlayışla yetiştirilmeleri önemlidir. Sınavsız bir geçiş modeli mümkündür. Bu konuda Bakanlığımızın daha önce Derneğimizden istemiş olduğu “SBS Raporu” ekte bilgilerinize sunulmuştur.

3) Eğitim sistemimizde bu güne kadar hakim olan “aslolan öğretmenliktir” anlayışı, toplumun ve eğitim biliminin gelişimini kavramaktan uzaktır. Gelişime uygun olarak eğitim sisteminde uzmanlık kadrolarına da yer verilmelidir. Mesleğimiz açısından da öğretmen kadrosu içinde kabul edilen “rehber öğretmen” unvanı yerine “psikolojik danışman” unvanının kullanılması, mesleği ve hizmeti niteleyecek bir unvan olarak kabul edilmektedir.

Bu durum göreve başlama kadro derecesinde de soruna dönüşmektedir. Rehber öğretmen kadrosuna atanabilen Psikoloji mezunları 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa göre yardımcı sağlık hizmetleri sınıfında sayılmalarından dolayı hizmete 8/1’den başlarken, Rehber öğretmenlik, öğretmenlik olarak sayılması nedeniyle ilgili Kanuna gore eğitim öğretim hizmetleri sınıfında sayılmakta ve de 9/1’den göreve başlamaktadırlar. Aynı hizmeti yerine getiren iki alan mezunları arasındaki bu farklılık bir eşitsizlik üretmektedir. Bu nedenle Devlet Kadro Cetvelinde psikolojik danışman kadrosunun ihdas edilmesi için bir an önce gerekli yasal değişikliklere gidilmeli ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlarda psikolojik danışman kadroları tahsis edilmelidir.

4) Rehberlik ve Araştırma Merkezleri ülkemizde yürütülen PDR hizmetlerinin vitrinidir. Vitrine ilişkin olumsuzluklar hizmetin görünümünü olumsuz etkilemektedir.

a) RAM’lerinde reber öğretmen kadrosunda çalışanların çalışma süresi yaklaşık olarak 22 ay, özel eğitim öğretmeni kadrosunda çalışanların ise 12 aydır. Bu durum da göstermektedir ki bu kurumda personel devamlılığı son derece düşüktür. Bu durumun önüne geçmek amacıyla bu kurumlara yönelik olarak özel düzenleme yapılmasına ihtiyaç vardır.
Buna ilişkin iki şey yapılabilir:
1) Ek ders saatleri haftalık 18’den 25’e çıkarılabilir.
2) 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa bu kurumlarda çalışanlara tazminat ödenmesine yönelik değişiklik yapılabilir.

Devlet Memurları Kanununda yapılabilecek düzenleme ile RAM’lara yönelik özel hizmet tazminatı bu kaçışın önüne geçilebilecek bir yöntem olabilir.

b) RAM’ların kuruluş tarihlerine bakıldığında ilk RAM 1955 yılında Ankara’da, 1959 yılında da İzmir’de açılmıştır. Özellikle 2000 yılından sonra bu sayıda hızlı bir şekilde artış yaşanmıştır. RAM’ların sayısının bu kadar hızlı artması olumlu bir gelişme gibi görünse de hizmetlerin sağlıklı yürütülmesi konusunda bir takım endişelere de neden olmuştur. Nicel gelişmeye nitel gelişme eşlik ettiği durumda anlamlı bir gelişmeden söz edilebilir. Eğer nitel gelişme nicel gelişmeye eşlik etmiyorsa bir süre sonra nicelik niteliğin düşmanı ya da yok edicisi haline dönüşebilir. RAM’lerin açılmasında oluşturulan RAM Açma Yönergesine uygun hareket edilmelidir.

c) Varolan RAM’lerinde fiziksel ve teknik donanım, personel çeşitliliği ve psikolojik ölçme araçlarıyla ilgili standartlar aynı düzeyde olmalıdır. Yeterli standarda sahip olmayan kurumlardaki hizmet niteliği son derece düşüktür.

Bu konu, Keçirören Rehberlik ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen “Gelişen RAM Mutlu Birey Çalıştayı” raporunda ayrıntılı olarak değerlendirilmiş olup ekte sunulmuştur.


5) Bilim Sanat Merkezlerine Öğrenci Seçimi: Tanılama, eğitim ve değerlendirme süreçleri birbirinden bağımsız kurumlar tarafından yapılması hizmetin niteliği ve sürdürülebilirliği açısından anlamlı olacaktır. Tanılama görevi RAM’lar, eğitim görevi BSM’ler, denetim görevi de Bakanlığın taşra ve merkez teşkilatı birimlerince yerine getirilmesinin daha anlamlı olacaktır.

BSM’ler tarafından tanılama yapıldığı zaman, testlerin gizliliği ortadan daha kolay kalkabilmektedir. Kurum personeli psikolojik ölçme araçları etik ilkelerini bilmediklerinden veya tanıdıklarına avantaj sağlama düşüncesi nedeniyle testlerin gizliliği ihlal edilebilmektedir.

BSM tarafından yapılan tanılama çalışmaları bir sınav olarak yansıtılmaktadır. Bu da doğaldır ki kaygı düzeyini arttıran bir faktöre dönüşmektedir. BSM tarafından yapılan tanılamanın kısa bir süre içinde yapılıyor olması nedeniyle test maddeleri daha sonra teste gelen öğrencilere aktarılabilmekte bu da test maddelerinin daha önceden bazı öğrenciler için yaşantı geçirilmesine yol açabilmektedir.

BSM’ler tarafından tanılamanın doğru olduğu kabul edilerek bu yöntemin sürdürüldüğü durumda, diğer özür türlerine yönelik olarak da tanılamanın aynı şekilde bu özürlülere hizmet veren okullar tarafından yapılması sonucunu doğurmaktadır. Nasıl ki bir görme engelliler, ortopedik engelliler okulu ya da bu özür türlerine hizmet veren okullar, tanılama yapmıyorlarsa ve yapmamaları da gerekiyorsa; BSM’ler tarafından da tanılama yapılmaması gerekmektedir. Tanılama RAM’lerinin görevi kapsamında yıl boyunca verilecek bir hizmet olarak yürütülmesinde fayda görülmektedir.

6) Danışma Kurulu; Özel ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğümüzün yürüttüğü çalışmaların bilimsel bir zemine oturması, yapılan çalışmaların alanda nasıl uygulandığı, çalışmaların nasıl sonuç verdiği, üniversitelerde alanla ilgili yapılan yeni çalışmalardan Genel Müdürlüğün, Genel Müdürlükte yürütülen çalışmalardan üniversitelerin haberdar olabileceği üniversite-alanda çalışanlar-Genel Müdürlük arasında düzenli bir etkileşimin geliştirilebileceği Danışma Kurulu’nun oluşturulması yoluna gidilebilir. Bu Danışma Kurulu’nun hayata geçirilmesi konusunda gerekli düzenlemenin yapılması yararlı olacaktır.

Bu kurul yukarıda kısaca değinilen çalışmaları yürütmek amacıyla yılın belirli dönemlerde olmak üzere (bu süre üç veya altı ayda bir olabilir) toplanmalıdır. Kurulun oluşturulmasıyla ilgili belirlenecek esaslar çerçevesinde, üniversitelerin psikolojik danışma ve rehberlik anabilim dalı başkanları veya görevlendirilecek bir öğretim üyesi ile birlikte, mesleki dernek, alanda çalışanlardan her bölgeyi temsilen seçilecek bir rehber öğretmenden (Bu sayı bölgedeki rehberlik ve araştırma merkezi ya da rehber öğretmen sayısına göre bazı bölgeler için iki yada üçe çıkarılabilir.) oluşturulabilir.

7) Psikolojik Danışmanlar Eğitim ve Uygulama Merkezi; Okullarda verilen psikolojik danışma ve rehberlik (PDR) hizmetleri alanında göreve başlayan psikolojik danışmanlar (rehber öğretmenler) da Bakanlığın diğer personeli gibi memur olarak göreve başlamakta ve ilk yıl stajyer kabul edilerek hizmet içi eğitim kursundan geçirilmektedir. Bu eğitim ağırlıklı olarak devlet memurluğu ile ilgili kanun maddelerinin öğrenilmesine yönelik bir kurs olmaktadır. Bu uygulama meslek elemanlarını çoğu lisans mezunu olması nedeniyle “lisans mezunu bir psikolojik danışmanın yeterliğine yine lisans mezunu bir psikolojik danışman karar vermesi” durumunu doğurmaktadır ki bu sorun milli eğitimde göreve başlayan tüm branşlar için geçerlidir.

Bu konuda hakim ve savcıların göreve başlamadan önce eğitime tabi tutuldukları “Hakimler ve Savcılar Eğitim Merkezi” uygulaması, “Psikolojik Danışmanlar Eğitim ve Uygulama Merkezi” kurularak, psikolojik danışmanlar için de gerçekleştirilebilir. Psikolojik Danışmanlar Eğitim ve Uygulama Merkezleri 3 ya da 4 bölgede kurulmalıdır. Burada çalışacak personel, PDR alanında uygulamada çalışmış ve en az yüksek lisans mezunu olmalıdır.

Okula ya da rehberlik ve araştırma merkezine ataması yapılan psikolojik danışmanlar, atandıkları yerde göreve başlamadan önce “Psikolojik Danışmanlar Eğitim ve Uygulama Merkezi” nde göreve başlayıp 8 ay ile bir yıl arasında mesleğe hazırlık/alıştırma (oryantasyaon) eğitiminden sonra asıl görev yerinde göreve başlamaları hizmetin niteliğini geliştirecek önemli bir düzenleme olarak görülmektedir.

Psikolojik Ölçme Araçları Geliştirme Uygulama ve Eğitim Merkezi’nin Kurulması: Eğitim her kademesinde yönlendirme hizmeti sunan uzman elemanların, mesleklerinin gerektirdiği psikolojik ölçme araçları konusunda merkezi bir kuruluşla desteklenmeleri, onların mesleklerine evrensel düzeydeki uygulamalarla bütünleşebilecek bir düzeyde yapabilmelerinin temel koşulu olarak görülmektedir. Bu amaçla değişik eğitim kademelerindeki öğrencilerin yönlendirilmesinde kullanılacak psikolojik ölçme araçlarından (genel yetenek testleri, farklı-özel yetenek testleri, kişilik ölçekleri, ilgi envanteri, tutum ölçekleri, standart başarı testleri, mesleki ve akademik benlik ölçekleri, öğrenci davranışlarını değerlendirme ölçekler vb.) mevcut olanları bünyesinde toplayan, mevcut olmayanları geliştiren, uyarlayan, bunların Bakanlıklara bağlı kuruluşlarda dağıtım, uygulama ve kullanım sistemini psikolojik ölçme araçları için ön görülen bilimsel ve etik standartlara uygun olarak kurup geliştiren ve denetleyen bir merkezin kurulmasına ihtiyaç vardır.

Psikolojik ölçme araçlarının kullanımı ve uygulaması uzmanlık ve sorumluluk gerektirdiğinden, bu hizmetlerin, en az psikoloji, psikolojik danışma ve rehberlik veya eğitimde psikolojik hizmetler lisans programlarında psikoloji temel eğitimi almış ve daha sonra bu hizmetlerle ilgili hizmetiçi eğitimlere katılarak yeterlilik kazanmış meslek elemanları tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla rehberlik ve araştırma merkezleri ile okul rehberlik ve psikolojik danışma servislerinde, “yetenek”, “zeka” “ilgi”, “tutum” ve “kişilik” test ve envanterlerin uygulanması belirtilen lisans programlarından mezun olan kişiler tarafından gerçekleştirilmelidir.

9) Meslek elemanları tarafından zaman zaman okullarda çalışma süresinin 8 saate çıkarılacağı ile ilgili Derneğimize bildirimde bulunulmaktadır. Rehber öğretmenlerin çalışma süresinin 8 saate çıkarılması durumunda, rehber öğretmenlerin öğrencilerin okulda olmadığı satlerde de çalışması anlamına gelmektedir. Rehber öğretmen kadro unvanının temel olumsuzluklarından olan öğretmen olarak algılanmasına, öğrenciler okuldan ayrıldıktan sonra okulda kalmaya devam etmesi nedeniyle buna bir de idareci olarak algılanması eklenecektir ki her ikisi de mesleğin önünde önemli bir engel oluşturmakta ve bunu da da kronik hale getirebilecek bir düzenlemeden öteye gitmeyecektir. Öğrencilerin okulda olmadığı saatlerde de rehber öğretmenin öğrenci, öğretmen veya velilerle çalışmasını gerektirecek durumlar olabilmektedir. Ancak bunun yolu çalışma süresinin 8 saate çıkarılması olmamalı, kaldı ki bu düşünceyi ortaya atanları temel düşüncesi de bu değildir (RAM’lerinden kaçışın bir çözümü olarak düşünülen ve geçmişten beri ara ara gündeme getirilen bu düşünce, aslında işin kolayına kaçmaktan başka bir şey değildir. Daha önceki bölümde RAM’leri için getirilen öneriyi gerçekleştirmek yerine okullar ile RAM’lerinin çalışma sürelerini eşitleme yoluna gidilmesinden başka bir şey değildir.).

Derneğimiz olarak okullarda çalışan rehber öğretmenlerin çalışma sürelerinin 8 saate çıkarılması yerine, öğrenci, öğretmen veya velilerle çalışmasını kolaylaştırmaya yönelik olarak, çalışma süresi içerisinde sayılmak koşuluyla, çalışma süresinin esnekleştirilmesinin daha yararlı olacağı düşünülmektedir.

10) Rehber öğretmen ihtiyacı gerekçe gösterilerek 2004/65 Sayılı Genelge ile rehber öğretmenler kadrosunun bulunduğu okul dışında başka okullarda hatta haftanın 5 günü farklı okullarda görevlendirilme yoluna gidilmektedir. Birden fazla okulda görevlendirilen rehber öğretmenler bu görevlendirmelerin kişisel ve mesleki yönden; gittiği kuruma adapte olamamama, kendini ait hissetmeme, görevlendirilen kurumda ilişkiler, ulaşım, okul mevcutlarının yoğunluğu, çalışmaların planlanması ve planlanan çalışmaların uygulanmasında sıkıntılar, kendi kadrolu oldukları okullarda işlerin aksaması, görevlendirildiği okulda işleri yetiştirememe, geçici olduğu düşünüldüğünden işbirliği sağlamakta sıkıntı yaşama, çalışma ortamının uygun olmaması gibi sorunlar yaşamaktadırlar. Bunu yanında rehber öğretmenler üzerinde bir baskı aracı gibi kullanılmaya dönüşmüştür.

Derneğimiz hizmetin verimliliğine katkı getirmekten uzak, hatta verimliliğini daha da düşüren bu Genelgenin yürürlükten kaldırılması gerektiğini düşünmektedir.

11) Bakanlığın yeniden teşkilatlanması çerçevesinde Genel Müdürlüğün yapılanmasında oluşturulan Grup Başkanlıkların hizmetin özelliğini yansıtmaktan uzak olduğu ve derneğimizin de katkısı alınarak yeniden düzenlenmesine ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

12) Eğitim sistemimizdeki 4+4+4 ile birlikte ilköğretim okulları ilkokul ve ortaokul olarak iki kademeye dönüştürüldüğünden her bir kademedeki okullardan önemli bir kısmının öğrenci sayısı 250’nin altına düştüğü için, bu okullardaki rehber öğretmenleri norm kadro fazlası durumuna düşürmüş, bu da okullarımızın önemli bir kısmında psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin verilememesine yol açmıştır.

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği olarak önerimiz;
1) İlköğretim okulları için 250 öğrenciye 1 olan rehber öğretmen normunun, liselerde olduğu gibi, ilkokul ve ortaokullarda da 150 öğrenciye bir rehber öğretmen olması.
2) Bu şekilde değişikliğe rağmen norm kadro koşulunu sağlayamayan okullardan, aynı binada veya bahçede eğitim öğretime devam edenlerin normunun bu iki okulun toplam öğrenci sayısına göre belirlenmesi.

13) Okul öncesi eğitime yer verilmeli: Öğrenmenin %50 si genetik ise, genetik özelliklerin en çok şekillendiği veya geliştirildiği dönem olan 0-6 yaş grubun eğitime önem vermek, yaygınlaştırmak eğitim-öğretimin sonraki aşamaları açısından son derece önemlidir. Bu nedenle 3x4 sistemi ile zorunlu eğitim kapsamı dışına çıkarılan okul öncesi eğitim, zorunlu eğitim kapsamına alınmalıdır.

3x4 eğitim sistemi ile okula başlama yaşının erkene çekilmiş olmasına rağmen okul programlarında bir değişiklik yapılmamıştır. Bunun sonucu olarak soyut işlem basamağında öğrenilmesi gereken konular, daha erken yaşlarda öğrenilmesi durumu ile karşı karşıya kalınması sonucunu doğurmuştur. Bu durum gelecek yıllarda yetersiz öğrenme ya da öğrenmeme ve sınıf tekrarlarına yol açabilecek sonuçları da beraberinde getirebilecektir.

14) Son söz son öneri olarak psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin Bakanlıkça masaya yatırıldığı, psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri sempozyumu düzenlenmelidir. Düzenlenecek bu sempozyum ile hem mesleğin bu güne kadarki ülkemize ait resmi çıkarılabilir, hem de geleceğe ilişkin bu hizmetlerin daha etkin ve nitelikli hale getirilmesi sağlanabilir.

Bakanlığımızla bugüne kadar sürdürdüğümüz işbirliğine dayalı çalışmalarımızın sürdürülmesini saygılarımızla arz ederiz.


Prof. Dr. Tuncay ERGENE
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Derneği Genel Başkanı

« Önceki HaberSonraki Haber »

Yorum yapabilmek için üye girişi yapınız veya facebook hesabınız ile yorum yapın.



 1. Psikolojik Danışmanın Önlük Giymesi Uygun Olur mu?

Evet giymesi gerekir
% 21

Hayrı giymemesi gerekir
% 72

Fikrim Yok
% 7

Toplam Tekil Hit: 3681601
Toplam Çoğul Hit: 30271543
Kimler Online ?
12 Ziyaretçi, 0 Üye
En son üyemiz H.HOCA, Hoşgeldiniz.

Copyright © Turkpdr.com | 2010 | Bu sitede yer alan içerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz ve yayınlanamaz