Şifreni mi unuttun ?
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen üye değilseniz burdan kayıt olun.
Google Grupları
Turk PDR grubuna abone ol
E-posta Adresiniz:
BİBLİYOTERAPİ
Yazınsal olarak üstün ve anlamlı niteliklere sahip kitapların, insan psikolojisi üzerinde hem iyileştirici hem de kişide var olan bazı güçleri harekete geçirici özellikleri vardır.
Ekleyen: Serdal GÜR | Okunma: 6109 | 18.10.2011

BİBLİYOTERAPİ
Yazınsal olarak üstün ve anlamlı niteliklere sahip kitapların, insan psikolojisi üzerinde hem iyileştirici hem de kişide var olan bazı güçleri harekete geçirici özellikleri vardır.
İnsan okurken, bu dünyada yalnız olmadığını, bazı olayların salt kendi başına gelmediğini görür; anlar. Yeryüzünde var olan herkesin, yaşamında bazı travmalarla, bazı coşkularla, bazı korkularla, bir çok sorunla, yüz yüze gelebileceği gerçeğini öğrenir. Bu tür yaşantıların, tüm insanlara özgü olduğunu görmek, bu yaşantılara tanık olarak onları paylaşmak; insanı bu sonsuz evren içerisinde, büyük bir boşluk ve yalnızlık duygusundan çekip çıkarabilir, bireye güç ve umut verir.
Kitaplar, bireye, yaşamın anlamını öğreterek, çevresine farklı bakış açılarından bakabilmesini de sağlar. İnsan, kendisine sunulan her yaşam öyküsünde, kendisine benzer ve kendisinden farklı olan bir çok özelliği kavrayabilir. Bunları kendi yaşadıklarıyla karşılaştırma olanağı bularak, yeni değerlendirmeler yapabilir. Kendisininkine benzer ya da farklı sorunlar ve baş vurulan çözüm yollarıyla tanışır. Kimi kişilikleri, kendine yakın bularak, onlarla özdeşimler kurarken, kimi insanlardan ve durumlardan nasıl uzak durulacağını öğrenebilir.
Yazınsal değeri olan kitaplar, insanın, insan olma durumlarını anlamasına, sorunlarının kökenine inebilmesine, kaygılarını, öfkelerini, sevdiği ve sevmediği şeyleri keşfedebilmesine de yardımcı olur.
İnsanlar, çok farklı nedenlerle kitaplara yönelirler. Kimi kez, içinde bulundukları gerçeklerden uzaklaşmak, onları korkutan ve yüzleşmekten korktukları konularla baş edebilmek, kişisel sorunlarına çözüm aramak, duygularına bir çıkış yolu bulmak, bazen de yeni şeyler öğrenmek için kitap seçerler.
İnsanların kimi temel gereksinimlerini tanıyıp, doyum sağlama ve onların iyileşmelerine yardımcı olabilmeleri için kitaplardan yararlanma sürecine ‘bibliyoterapi’ denir.
Eğitim süreci içerisinde, çeşitli düzeylerde kullanılan, tüm okuma malzemeleri en basitinden, en gelişmişine kadar, eğitimciler tarafından, çoğunlukla uyum sorunlarının üstesinden gelebilmek amacı ile kullanılmaya çalışılmıştır. Eğitimciler ve Psikolojik Danışmanlar, kitapların
davranışsal ve duygusal sorunların üstesinden gelebilmede etkili bir araç olarak kullanılabilineceği konusunda aynı kanıdadırlar. Bibliyoterapi de işte bu amaçları desteklemek
için kullanılabilmektedir.
Aslında karmaşık ve iddialı gibi görünmesine karşın, ‘Bibliyoterapi’ oldukça sade bir süreç için kullanılan bir sözcüktür. Sözcüğün içerisinde ‘Terapi’ kavramının yer alması, bu yaklaşımın yalnızca psikolojiyle ilgili klinik bir uygulama olduğu izlenimini vermemelidir. Aslında yapılan, doğru zamanda, doğru kişiyle, doğru kitabı buluşturarak, onun rahatlamasına yardımcı olabilmektir (Philpot,1997). Bibliyoterapinin kullanım amacı kitaplar aracılığı ile, kitaplardan hız alarak insanın kendisini tanıyıp iç görü kazanabilmesine yardımcı olabilmektir. Bu yolla, insanın kendi kişiliğini tanıyabilmesine yardımcı olunarak, onun, gelişimine katkıda bulunulurken, aynı zamanda bu yolla, insanlar arasında farklı bir iletişim süreci de başlatılmış olmaktadır.
Bibliyoterapi, bireyin yaşamında her an ortaya çıkabilecek günlük, sıradan sorunların çözümünde kullanılabildiği gibi, daha yoğun ve karmaşık duygusal sorunların ele alındığı psikolojik yardım süreci içerisinde de kullanılabilir. Ayrıca, çocuklarla ve gençlerle, onların içinde bulundukları gelişim dönemine özgü gereksinimlerini tanıyabilme ve karşılayabilmelerine yardım amacıyla kullanıldığında da, yararlı ve etkili bir iletişim aracı olabilmektedir.
Neden Bibliyoterapi ?
Genellikle, bir çok insanın kitap okuma nedeni, kendi dışındaki diğer insanların belirli sorunlara yaklaşımlarını öğrenebilmektir. Yaşamakta oldukları sorunlara çözüm arayan kişilere, yardım amacıyla, eğitim ortamlarında,onlara yaşantı zenginliği kazandırabilmek amacıyla psikolojik danışmanlar ve hatta öğretmenler, edebiyattan yararlanabilirler. Seçtikleri öykülerle, onları bir çok yeni sorun çözme yoluyla tanıştırabilirler. Ayrıca, onların yaratıcı yönlerini devreye soktuklarında, kendilerinde varolan keşfetme ve çözümler üretebilme güçlerini görebilmelerini harekete geçirebilirler. Seçenek üretmenin, bir sorunun çözüm yollarının sonsuz olduğunu farketmenin keyfini, yaşamaları na olanak sağlarlar.
Bibliyoterapinin, bu alanda yeni bir yaklaşım olmadığını biliyoruz. Ancak günümüzde yeniden gündeme gelen bir konudur. Psikolojik Danışmanlar ve eğitimciler, bibliyoterapiyi aşağıdaki amaçlara yönelik kullanabilirler(Forgan,2002):
● Bibliyoterapi kullanılarak, bireyin, yaşamakta olduğu sorunun yalnızca kendi başına gelmiş bir sorun olmadığı, bir çok kişinin de benzer sıkıntıları yaşamakta olduğu gerçeğini, görebilmesi sağlanır.
● Yaşanan sorunların yalnızca tek bir çözümünün olmadığı, bireyin yaratıcı gücünü devreye sokarak çok çeşitli çözüm yollarına ulaşabilecegini görebilmesine yardımcı olunur.
● Bireyin sorununu daha özgürce ifade ederek daha özgürce tartışabilmesinin, önü açılır.
● Bireyin sorununu yapıcı bir eylem planı hazırlayarak çözümlemesine yardımcı olunur.
● Bireyin olumlu bir benlik kavramı geliştirebilmesine katkıda bulunulur. Bireyin üzerindeki duygusal ya da bilişsel baskı hafifletilmeye, ya da kaldırılmaya çalışılır.
● Bireyin kendini kabul edebilmesi için destek sağlanır.
● Bireyin kendi dışında bazı ilgi alanları oluşturabilmesine rehberlik edilir.
● Bireyin, çevresindeki insanların davranışlarını ve onları belli bir biçimde davranmaya güdüleyen psikolojik güçleri tanıyabilmesinde, ayrıca, kendi sahip olduğu anlama ve yorumlama gücünü geliştirmesinde ona yardımcı olunur.
Özetle, ‘Bibliyoterapi Çalışmaları’ insanların problem çözme güçlerini artırır. Bunun yanı sıra olumlu bir benlik kavramı gelişimine ve olumlu davranış değişikliklerine yardımcı olur.
Bibliyoterapi, bir çok nedenle, duygusal sorunların anlaşılabilmesinde, basit uyum sorunlarının ele alınmasında, bireylerin, içinde bulundukları gelişim dönemlerine özgü gereksinimlerini tanıyabilmelerinde, kullanılabilir.
Uygulayıcının, insan gelişimini ve gelişim sürecine özgü sorunları yeterince bilmesi gerekir. Birlikte olduğu kişinin hangi gelişim döneminde olduğu ve ne tür gereksinimleri olduğunu bilmesi gerekir ki bibliyoterapi çalışmasını sağlıklı yürütebilsin. Bibliyoterapi, her gelişim düzeyinde farklı biçimlerde ve farklı gereksinimleri karşılayabilmek amacı ile kullanılır. Bu sürecin sürdürülmesinde danışman ya da eğitimcinin iç-görü sahibi olması gerekir. Doğru bireyi, doğru kitapla, doğru zamanda buluşturmak doğrudan bireyin sorunlarını çözmez. Ayrıca, kitap seçiminin ilk adımında, belki de, bireyin ilgileri ön planda tutulmalıdır. Birlikte çalışılacak kişi ya da kişilerin öncelikle ilgilerini tanımaya yönelik çalışmalar yürütülerek onların sorunları, belirlenmeye çalışılabilir.
Okuma süreci başladığında ise, öykü kahramanıyla birlikte, problem çözme sürecine girer birey. Bu süreç, genel olarak üç evrede gerçekleşir (Öner ve Yeşilyaprak, 2006):
Birinci evre: Öncelikle, kitapla okuyucuyu buluşturulurken, okuyucunun öyküdeki kahramanın sorununu tanıyarak, kendi yaşamakta olduğu sorunla benzer ve farklı yönlerini bulup bir özdeşim kurabilmesinin sağlanması gerekir. Bu noktada, psikolojik danışmanın rolü, öykü kahramanın kişilik özelliklerinin tanınması, kişilik dinamiklerinin işleyişiyle ilgili yorumlamalar yapabilmesinde danışana yardımcı olacak açıklamalar yapmasıdır. Ayrıca bireyin öyküdeki iletişim ağını tanımasına ve ilişkileri yorumlayabilmesine yardımcı olmaktır. Okuyucunun öyküden çıkardığı anlamı, kendi yaşamakta olduğu soruna uygulayabilmesi için bir görüş kazanabilmesi için danışman, ona yardım etmelidir. Özetle bibliyoterapinin birinci evresi özdeşleşme ve yansıtma evresi olarak görülmelidir. Bu evre başarıldığı zaman, yani okuyucu öykü kahramanı ile özdeşim kurabildiği ve kendi sorunuyla ilgili bir yansıtma yapabildiği zaman, danışman, okuyucunun yavaş yavaş duygularını ortaya koyarak duygulardan arınma evresine hazırlanmasına yardımcı olur.
İkinci evre: Artık ‘okur’ hazır olduğunda, duygular ortaya çıkarılmaya çalışılarak, bireyin duygularını farkedip, duygularından arınarak (katarsis), belirli bir rahatlanmanın yaşanmasına yardımcı olunmalıdır. Birey yaşadığı bu rahatlama duygularını, bazen sözel olarak ifade edebilir; bazen de kendi içinde yaşayabilir. Bu evre, bibliyoterapiyi normal okuma sürecinden farklı kılar. Hem öykü kahramanının hem de bireyin kendi duygularını tanımaya başlanıp adlandırmasıyla birey unuttuğu, bastırdığı, tanıyamadığı, bir ad veremediği bir çok duyguyu yakalamaya, yaşamaya, anlamaya başlar. Duyguların ortaya çıkarılması ve arınma evresinde, bireyin öykü kahramanın hangi kişilik özellikleriyle özdeşim kurduğu ve bununla ilgili duygularının neler olduğu da ele alınmalıdır. Öykü kahramanın sorunu ve onun soruna bakış açısı ile bireyin kendi sorununu ele alış biçimi karşılaştırılarak bunlara eşlik eden duygular tanınmaya çalışılmalıdır.
Üçüncü evre: Bibliyoterapinin en son adımı ise bireyin bir iç-görü kazanabilmesi ve kendi içersinde bir bütünlük sağlayabilmesidir. Bu evrede danışmanın yardımı ile okuyucu iç-görü kazanır. Öykü onu etkilediğinde, artık, kendi yaratıcı gücünü kullanmaya başlar. Danışmanın yardımıyla kazandığı iç-görüyle kendi sorununa değin bir çok çözüm seçenekleri üretebilmeye başlar. Yaratıcı gücünün yolu açılmıştır. Böylece, danışmanın rehberliğinde, kendi sorunlarıyla başa çıkabilmede kullanabileceği yeni çözüm yolları da üretmeye başlar.
Bibliyoterapinin Sınırlılıkları
Bibliyoterapi kullanılmaya karar verilirken, yardıma gereksinimi olan kişinin buna hazır olup olmadığına dikkat edilmelidir. Danışma ilişkisinin daha çok yeni başladığı bir dönemde Bibliyoterapi çalışmasını başlatmak pek de uygun olmayabilir. Danışan, sorunlarını hızla dile getirip çözüme yöneliyorsa, ’Bibliyoterapi Çalışmalarını’ devreye sokmak anlamsız olabilir. Süreci yavaşlatabilir. Psikolojik Danışma ve Rehberlik çalışmalarında bibliyoterapi, yardım yollarından yalnızca biridir, ancak gerekli olduğunda kullanılmalıdır. Yardım gereksinimi olan kişilerin, kişisel özellikleri de önemlidir. Okuma alışkanlığı olan, okuma yeteneği orta ve ortanın üzerindeki kişilerle Bibliyoterapi çalışmaları daha yararlı olabilir. Okuma düzeyi çok düşük bireylerde, okuma becerisiyle uğraşma çabaları ön plana geçerek bireyin kendisine, sorunlarına odaklaşabilmesini engeller.
Diğer bir sınırlılık da, okuma süreci içerisinde, bireyin kendi sorununu düşünselleştirmesidir. Böyle bir durumda birey düşünce boyutundan duygu boyutuna geçerek öykü kahramanıyla özdeşim kurabilmede zorlanır. Yalnızca sorununu yansıtır ve bundan öteye geçemez. Bu da onun bir sorunu çözme sorumluluğunu yüklenmekten kaçmasına yol açar. Daha çok da bu engele küçük yaşlarda ya da bilişsel gelişimleri çok sınırlı olan bireylerde rastlanır. Bibliyoterapi kullanımına, gerçekten gerek olduğunda, bu yöntemin yarar sağlayacağına inanıldığında baş vurulmalı, ön hazırlıklar yapılmalı ve süreç yürütülürken bibliyoterapinin tüm aşamalarının gerçekleştirilmesine özen gösterilmelidir.
*Philpot, 1997
 Not: Bu yazı Prof.Dr. Uğur Öner’in Bibliyoterapi üzerine yazdığı makaleden derlenmiştir.

Osman AMİL
TED Koleji Rehber Öğretmeni

« Önceki MakaleSonraki Makale »

Yorum yapabilmek için üye girişi yapınız veya facebook hesabınız ile yorum yapın.



 1. Rehber Öğretmenlerin En Büyük Problemi Nedir?

Yönetmelik
% 26

Maaş
% 9

İdarecilerin Tutumu
% 12

Velilerin ve Öğrencilerin Tutumu
% 48

Diğerleri...
% 6

Toplam Tekil Hit: 2227845
Toplam Çoğul Hit: 15589863
Kimler Online ?
32 Ziyaretçi, 1 Üye
ArturoDero
En son üyemiz pd.gulaytoprak, Hoşgeldiniz.

Copyright © Turkpdr.com | 2010 | Bu sitede yer alan içerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz ve yayınlanamaz